Girişim Yolu #1 — Girişimcilik Şehir Efsaneleri: Yola Çıkmadan Önce Zihnini Temizle
Herkese merhaba.
Girişimcilik yolculuğunuzda gerçekçi ve yapıcı bir yol arkadaşlığı için Girişim Yolu’nda birlikteyiz.
Uzun zamandır İş Filozofu içeriklerinin içinde girişimcilikle ilgili küçük küçük sinyaller veriyorduk. Bu alana özel talep olduğunu görünce bunu ayrı bir seriye çevirmeye karar verdik.
Çünkü girişimcilik… kısa bir sprint değil. Uzun bir yol.
Ve bu yolda herkese aynı kıyafetle ilerleyemiyor.
Kimi bu yolu gemiyle keyifle gider gibi yaşıyor, kimi aynı denizde fırtınayla boğuşuyor.
Kimi tren gibi sistemli ilerliyor, kimi otobüs gibi uzun molalarla…
Hatta yürüyerek gidenler bile var.
Bu seride niyetimiz şu:
Yola çıkanlara sürekli ve sürdürülebilir destek sağlamak.
Yolda olanlara da “yalnız değilsin” demek.
Ancak bu yolculuğa başlamadan önce, halletmemiz gereken bir adım var. Gelin hep birlikte:
Şu girişimcilik şehir efsanelerinden kurtulalım
Şehir efsaneleri, girişimcinin zihnini iki birbirinden karanlık uca sürükler:
Ya aşırı paranoya: “Her şey tehlike, kimseye güvenme.”
Ya toz pembe hayalperestlik: “Her şey tereyağından kıl çeker gibi olacak.”
Girişimcilik ikisini de sevmez.
Girişimcilik realist bir düzlem ister: vizyon + veri + güncelleme becerisi.
Bu sayımızda bu yüzden, 11 şehir efsanesini masaya yatırıyoruz.
1) “Evden çalışmak gibisi yok.”
Evden çalışmak güzel olabilir, ama girişimcilik için bu cümle çoğu zaman şehir efsanesidir.
Çünkü müşteri evde değil.
Ve evde çalışmak, özellikle işin 0’dan 1’e gelmesi beklenen ilk dönemde, beklenmedik bir şeye dönüşür:
Evde küçük işler sürekli önüne düşer.
Bulaşık yıkamak, çivi çakmak, bilgisayar masaüstünü temizlemek veya ufak tefek düzenleme işleri…
Ve girişimciliğin “düz duvarı itmek” eylemine benzeyen o ilk evresi, kolay işlerin cazibesine yenik düşebilir.
Evden çalışmak mümkün, ama genelde momentum kazandıktan sonra.
Bir müşteri, bir ekip arkadaşı, bir ortak çalışma alanı, bir ritim…
Diğer yandan asıl hedef evden çalışmaksa, sırf bunun için girişimci olmana gerek yok:
Evden çalışılabilecek bir iş bulmak bazen daha doğru, daha doğrudan bir yol. Daha sonuç odaklı:)
2) “Kendi işini yapan istediği kadar uyur.”
Girişimcilik bir “roman yazarlığı” değil. İlhamı bekleyip bekleyip beste yapmak hiç değil:)
İnsanlarla temas istiyor: müşteriyle, ekiple, dünyayla.
Ve girişimcilikte şunu unutmamalı:
Her uyuduğun dakikada taksimetre yazıyor.
Sabit maaş yok. Kimse seni dürtmüyor.
Peki bordroluyken seni geç kalmamaya motive eden patronu kim dürtüyor?
Nakit akışı:)
Özet: “İstediğim kadar uyurum” fikri girişimciye özgürlük değil, çöküş getirir. İstediğiniz kadar uyumak istiyorsanız girişimciliği boşverin; haftasonunu bekleyin ve/veya yıllık izninizi kullanın:)
3) “Kendi işini yapan istediği kadar harcar.”
Bu da çok yaygın bir yanılgı:
Ciro = kâr değil.
100.000 TL satış yaptın diye “çatır çatır yeriz” veya “ezelim şu parayı” yok.
Onun içinden maaşlar, maliyetler, kira, telefon, yazılım, amortisman… tık tık tık düşer.
Girişimdeki kasa parası, kişisel para değil:
İşin oksijeni.
O oksijeni tüketirsen, girişim oksijensiz kalır. Sonuysa Allah muhafaza!
4) “Kendi işini yapan istediği kadar gezer.”
İlk seferlerde tatlı bir heyecan yaratsa da bir yerden sonra iş için geziyorsan, Barcelona da olsa Mahmutpaşa da olsa çoğu zaman aynı:
çalışıyorsun.
Girişimci gezmeyi “gezmek için” değil, çoğunlukla “iş için” yapar.
Ve bir süre sonra şu cümle gelir:
“Keşke gezmek için gezebilsem…” Gezmek için girişimci oluyorsan, biraz para biriktir ve yıllık izne çık:)
5) “Kendi işini yapan öğle arasını gönlünce uzatır.”
Öğle arası?
Birçok girişimci için yok. Sadece “yakıt almak” var.
Yemek; keyif değil, çoğu zaman performansın sürdürülebilmesi için benzin.
Peki restoran işine girsek? O zaman da sermayeden yersin:)
6) “Girişimci iş yapmaz, sadece karar verir.”
Bu efsaneyi özellikle seviyorlar çünkü kulağa Oscar ödüllü “CEO filmi” gibi geliyor.
Gerçekteyse girişimcilikte:
işe elini sokmak,
örnek olmak,
önden koşmak,
gerektiğinde mikro detaya inmek
Üstelik ilk dönemlerde sabunu da sen alırsın, kahveyi de sen yenilersin.
“Ben sadece karar veririm” yok.
Ha bir de “tek tuşla tüm raporlara erişme” ütopyası var... Evet: yıllar + tek tık:)
7) “Maaş gününü beklememe gerek yok.”
Bu efsane, “kasadaki para benim” yanılgısına dayanıyor.
Kasadaki para senin değil: işin parası.
Ortak olsan da içeride çalışıyorsan, kendine maaş yazarsın.
Çalışmıyorsan, temettü gününü beklersin.
“İstediğim zaman alırım, sonra koyarım” düşüncesi, girişimciyi bir noktada kendi kendini sindiren bir organizmaya çevirir. Bunu kendine de girişimine de yapma:)
8) “Parasını verdin mi istediğin kişi seninle çalışır.”
Bir süredir bu savaşın bir adı var: talent war.
Yetenek savaşı.
İnsanlar sadece para için değil; anlam, gelişim, kültür ve hedef için de çalışıyor.
“Parasını basıp alırız” çoğu zaman tutmuyor. O işler öyle olmuyor, paran her yerde geçmiyor ya da her şeyi satınalmaya yetmiyor.
9) “Tanıdıklarım var; sırtım yere gelmez.”
Tanıdık başka, müşteri başka.
Bordrolu janjanlı koltuktayken sana iyi davrananlar, o koltuk gidince çoğu zaman sana sırt çeviriyor.
Network hızlandırıcı olabilir ama tek başına değer önerisi değildir.
Girişimin “1”i sensin. Tanıdıklar sıfırdır.
1 yoksa, sıfırların anlamı yok.
10) “Zengin ortağım olursa sırtım yere gelmez.”
Zengin ortak bazen kapı açar, bazen açmaz.
Çünkü satın alma kararı yine aynı yerden verilir:
Ürün/hizmet gerçekten değer üretiyor mu?
Ortak veya yatırım almak bir “kaldıraç”tır; motor değil. 1 ve 0 hikayesi burada da aktif.
11) “Teşvik/hibe varsa sırtım yere gelmez.”
Teşvik, stratejini destekliyorsa harika.
Ama teşvik için iş modelini eğip büküyorsan, tehlikeli.
Bir de acı gerçek:
Çoğu teşvikte önce parayı harcarsın, sonra geri alırsın.
İhtiyacın olmayan şeyi “indirim var” diye almak gibi:
Taksitle de olsa, indirimle de olsa…
ihtiyaç değilse yük olur. Girişimine bunu yapma bence. Direksiyona teşvikler değil, girişiminin strateji ve ihtiyaçları geçsin.
Yola çıkıyoruz
Bu sayımızda amaç şuydu: Zihni efsanelerden temizlemek.
Çünkü bu yolculuğa çıkacaksak, çantaya önce gerçekçilik koyacağız. Yüzleşmeler içerse de.
Bir sonraki sayımızda, iş fikrine geçiyoruz.
Eğer bu yolda bizimle yürümek istiyorsan bizi izlemeye devam et ve YOLDA KAL.
Bakalım bu Girişim Yolu bizi nerelere götürecek.
Konuyla ilgili videomuzu şuradan izleyebilirsiniz:
Girişim Yolu WhatsApp grubumuza katılmak için: https://chat.whatsapp.com/EcV80mYG2riLhIvMSrOf3u
Sevgiler,
Erkan İşçimen


